geri

anasayfa

 

EĞİTİM SİSTEMİNDE

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİNİN YERİ

 

            Günümüzde bir çok etken eğitimi, amaç ve fonksiyon olarak değişmeye zorlamıştır. Hızlı sosyo-kültürel, ekonomik ve teknolojik değişmeler, bilim alanındaki yeni gelişmeler ve buluşlar, özellikle demokratik fikirler, insan haklarındaki gelişmeler eğitimden beklentilerin artmasına yol açmış ve geleneksel eğitimi "birey yararına" değişmeye zorlamıştır. Öğrenciye bilgi yüklemeye, zihinsel gelişmeye önem veren geleneksel eğitim giderek yerini zihni özgürleştirmeye ve bireyi Dünyada yetişkinleştirmeye çalışan çağdaş anlayışa bırakmaktadır.

 

            Bu anlayış eğitim sisteminde öğrenci için psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini gerekli hale getirmiştir. Bu hizmetleri geleneksel söylemin ifade ettiği gibi, "eğitim sisteminin tamamlayıcısı" olarak bir yan birim hizmeti değil, sistem içerisinde bizzat önemli bir "özne"dir.

 

            Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin anlamı ve mevcut durum irdelendiğinde Ülkemizde, bu hizmetlerin eğitimdeki rolünün yeterince anlaşılamadığı gözlenmektedir. Bu konuda yeterli bir yaklaşımın oluşamaması hizmetlerin niteliğini ve verimini olumsuz biçimde etkilemektedir. Eğitim sisteminde yaşanan aksaklık ve sıkıntılar karşısında, bu hizmetlerin anlamında amaç ve ilkelerine ters yüklemeler getirilmektedir. Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri bir kısır döngü içinde bir yandan mevcut işleyiş de var olma mücadelesi vermekte, diğer yandan da yeni bir yapılanmanın ve aksaklıklarda çözüm anahtarından biri olarak görülmektedir.

 

            Çağdaş okullarda psikolojik danışma ve rehberlik kavramsal olarak, okuldaki eğitim sürecinin öğrenciler için "bireyselleştirilmesine" yöneliktir ve eğitimin demokratik ilkelere uygun kılınmasına katkıda bulunur. Bu noktadan hareketle okuldaki her türlü eğitim-öğretim ve özellikle rehberlik etkinlikleri öğrenci için "sorumlu bir özgürlüğe" dayandırılmalıdır.

 

            Bir eğitim sisteminde psikolojik danışma ve rehberlik, bir "yöntem", bir "yol", bir "manipülasyon aracı" olmayıp, bireyi tanımayı, onu kendisine tanıtmayı, anlamayı esas alan bir çerçevede, psikolojik özellikleri olan yardım etkinliklerini belirler. Bu hizmetleri eğitim sürecinde öğretimin, yönetimin eksikliklerini veya aksaklıklarını gideren bir öğe, bir çözüm anahtarı değil; öğretim ve yönetimle bireyin gelişmesi boyutunda "birlikte olan", ama teknik ve yönetim yönünden farklı bir kavram, yaklaşım, uygulama olma durumundadır. 

 

Öğrenci:

 

            Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin amacı bizzat bireye dönüktür. Birey terimi eğitimde "öğrenciye" işaret eder. Belli bilimsel standartlar ve ilkeler çerçevesinde öğrencinin gelişimi, kendini gerekleştirmesi alanı temel hedeftir.

            Rehberlik geleneksel eğitimdeki gibi öğrenciyi eğitim-öğretim sürecinde, belli bir biçime ya da duruma sokulacak edilgen bir unsur, araç olarak görmez. Öğrenci sürecin etken bir öznesidir ve temel kaynaklarından biridir. Öğrenci bu yaklaşıma göre topluma edilgen bir uyarlık değil, etken bir uyum göstermek durumundadır.

 

            Öğrenci eğitim sisteminin merkezindedir. Eğitim sistemimiz de genellikle öğrencinin, idari olarak hiyerarşik katların en altındaki grup olarak algılandığı gözlenmektedir. Ancak hem çağdaş eğitim yaklaşımlarına hem de psikolojik danışma ve rehberlik ilkelerine göre öğrenci, eğitimdeki idari hiyerarşinin dışındadır. Aslında tüm bu sistem organizasyon ve hiyerarşi, öğrenciye, veliye ve dolayısıyla topluma hizmet için vardır. Buna göre öğrenci ve veliler, hizmet organizasyonun en alt katındaki elemanlar değil (çünkü böyle algılanır ve davranılırsa sistem bir çok açıdan kendisiyle çelişir.), bizzat "hizmet alan"dırlar. (yani adeta müşteri). Bu nedenle de hizmeti alma sürecinde karar verme, talep etme ve inisiyatif kullanma hakları bulunmaktadır ve sistemde bunu sağlayacak gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

 

            Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri, eğitim-öğretim sürecinde çağdaş eğitim yaklaşımlarının temel söylemlerinden biri olan "eğitimi bireyselleştirmenin" en önemli unsuru durumundadır. Bu açıdan rehberlik yaklaşımı ve anlayışı; tüm eğitim ve okul sistemine nüfuz ederek yönetim felsefesini, öğretim etkinliklerini ve öğrencinin günlük öğrenme yaşantılarını etkilemek durumundadır.

 

Rehber Öğretmen:

 

            Çağdaş eğitim anlayışı öğrenciye psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerini zorunlu kılmaktadır. Oysa ki Ülkemizdeki eğitim amaçları her ne kadar çağdaş içerikli olsa da uygulamalar klasik anlayışa dayalıdır. Bu tutarsızlık okullardaki Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetlerinin ve eğitimin amaçlarını karşı karşıya getirmektedir. Bu durum rehber öğretmen (psikolojik danışman) uzmanlığını uygulamaya geçirememesinde en önemli etkenlerden biridir. Bu nedenle Ülkemiz için okullarda sağlıklı bir psikolojiden rehberlik hizmet anlayışının geliştirilmesinde de rehber öğretmenin (psikolojik danışman) sorumluluğu bulunmaktadır. Bu noktada eğitim ortamlarında yer alacak sistemli rehberlik çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır.

 

            Eğitim kurumunda yer alan rehberlik servisinde yer alan rehber öğretmen (psikolojik danışman) sorumluluğu; öğrencilerin duygusal ve düşünsel gelişmelerine yardımcı olmak amacıyla öğretmenlerin, yöneticilerin ve diğer kaynak personelin çabalarını rehberliğe ve psikolojik danışma hizmetlerine dönük olarak koordine etmektir.

 

            Rehber öğretmen (psikolojik danışman) öğrenciler için, okul çalışanları, yöneticiler ve anne-babalara yönelik danışmanlık görevini de üstlenmek durumundadır.

 

            Psikolojik danışma ve rehberlik alanının alt dallarında uzmanlaşmış personelin istihdamı ve bu personelin sunacağı hizmetin ortamlarının sağlanabilmesi sistemli hizmetler açısından önemli bir noktadır. Okullarda sunulabilecek Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetlerinin koordine ve organizesinin yanı sıra özel tekniklerin kullanımı konusunda hem okulların hem de rehber öğretmenlerin donanımı şarttır.

 

            Bütün bu anlatılanlardan da anlaşılabileceği gibi Psikolojik Danışma ve Rehberlik hizmetleri; öğrenci merkezli ve ona eğitsel, mesleki, işitsel rehberlik hizmetlerini sunmaya yönelik olarak oluşturulan özel teknikler, psikolojik danışma ve rehberliğe yönelik koordineli işler, organizasyonlar gibi hizmetler bütünü olarak ele alınmalıdır.

 

Öğretmen:

 

            Öğretmen boyutu eğitim sistemimizin temel boyutlarından birisidir. Bu nedenle öğretmen niteliğinin eğitime etkisi kaçınılmazdır. Aynı zamanda eğitim sistemimiz ve eğitsel olanaklarımız düşünüldüğünde "öğretmen"in yerine başka bir şey konulması olanaklı görülmemektedir. O halde "öğretmen yetiştirme"de karşılaşılan güçlüklerin çözülmesine öncelik verme kaçınılmazdır.

 

            Günümüzde değişen toplumsal ve ekonomik koşullar eğitimin rolünü de değiştirmektedir. Dolayısıyla öğretmene; bu koşullara ayak uydurabilecek ve koşulları geliştirebilecek esneklik, gelişme, açık olma, bu koşullarla değişen öğrencinin özelliklerini tanıyabilme, okulu öğrenci kadar kendisi içinde bir eğitim ortamı olarak görebilme becerilerinin kazandırılması gerekir.

 

            Türk Milli Eğitiminin felsefesi -söylendiği biçimde - çağdaş bir anlayışa dayalı ise her öğretmene; okuldaki varlık sebebinin öğrenci olduğu, eğitimin, öğrenciler için kendilerini geliştirme sürecinde yer alan bir araç olduğu bakış açısı kazandırılmalıdır. Bu anlayışla hizmet götürülen kişi olarak öğrencinin bu gelişimini sağlayabilmek amacıyla; işbirliğine açık, insan ilişkilerinde yeterli, alanının sınırlarını bilen, öğrencinin gelişimini süreç olarak değerlendirebilen bireyler olması öğretmenin vazgeçilmez özellikleri olmalıdır.

 

            Öğretmenin yeterliliği neden bu kadar önemlidir?

 

            Yukarıda da sözü edilenlerden anlaşılabileceği gibi öğretmen her şeyden önce "insanla insan için çalışmak" konusunda "uzman" olmalıdır. Çünkü; milli eğitim amaçlarımızda yer alan yetiştirilmesi öngörülen öğrenciler ancak böyle bir anlayış ve uygulama ile gerçekleştirilebilir. Sözkonusu olan hem her bir öğrencinin, hem herkesin geleceğidir.

 

            Bütün bu nedenlerden dolayı öncelikle öğretmen eğitiminin bu anlayış ve becerileri sağlayıcı ve geliştirici bir yapıya kavuşturulması zorunlu görülmektedir. Ancak bu yolla öğrenciye danışmanlık yapmak adına yapılan, onun adına karar verme, öğüt verme ya da psikolojik danışma gibi teknik konularda bile iddialı olma gibi hatalardan kurtularak gerçekte yapması gereken işi; öğrenci, veli, rehberlik servisi görevlileri ve yakın çevre ile işbirliği halinde doğru bir biçimde yapabilir.

 

Yönetici:

 

            Gerek merkezi gerekse de okullar bazında eğitim yöneticisi, kurumsal amaçların gerçekleştirilmesinde, yapısının yaşatılmasında, kurumsal iklimin oluşturulup korunmasında, kurum niteliklerinin geliştirilmesindeki en önemli öğedir. Eğitim yöneticisi; öğretmenler, uzmanlar, diğer eğitim personeli, öğrenciler, veliler, merkez örgütü elamanları, çevre liderleri, yerel yöneticiler, politikacılar gibi farklı eğitim, toplumsal rol ve kültürdeki, farklı beklentileri olan öğelerle ilişki kurmak, onların çeşitli beklentilerini bağdaştırarak demokratik yönetimi sürdürmek zorundadır. Eğitim yöneticisi bir yandan personel işleri, öğrenci işleri, idari ve işletmeye yönelik eylemlerde bulunurken, bir yandan da örgütün hedeflere ulaşmasında etkinliğini artırmak, örgüt iklim ve ortamını geliştirmek, elemanlar arasında ve çatışma durumlarında uzlaştırıcı, bütünleştirici olmak, motivasyonu yükseltmek zorundadır.

 

            Özellikle bir okul yöneticisi bir eğitim lideri olmak durumundadır ve asıl işi idari düzenden ziyade, öğrencinin öğrenmesi için en uygun öğrenme ortamının oluşturulmasıdır. Psikolojik danışma ve rehberlik ile yönetim özellikle bu noktada tüm bir paralellik göstermektedir. Çağdaş eğitim organizasyonları ve örgütlenmesinde giderek ön plana çıkan "toplam kalite yönetimi", "okula dayalı yönetim", "etkin okul yönetimi" gibi kavramların dayandığı çalışmaların ortaya koyduğu yönetim anlayışı ve yönetici tipi, psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin bir eğitim örgütünde sağlıklı işletilebilmesi için temel olarak yönetsel alt yapı özellikleriyle tam olarak örtüşmektedir.

 

            Okulda yönetici özellikle uzmanlar ve uzmanlık etkinlikleri arasında bir katalizör ve koordinatör olma durumundadır. Tabi bu uzmanlardan biri rehber öğretmen (psikolojik danışman) uzmanlık alanı da rehberlik ve psikolojik danışmadır. Okul yöneticisinin bir eğitim-öğretim lideri olarak görev yapması onun koordinatörlüğünün etkisini artıracak ve benimsenmesini sağlayacaktır.

 

            Gerek merkezi örgüt gerekse de okullar düzeyinde, "yönetim" eğitim sisteminin temel boyutlarından biridir. Bu nedenle de eğitim yöneticiliğini herhangi bir yöneticilikten ayıran birçok etken vardır. Sistemde işler eğitimden soyutlanarak yapılamaz. Her işin öğrenci ve eğitsel hedefler açısından, nitelik ve ihtiyaçlara göre düşünülmesi gerekir. Çünkü eğitim örgütlerinin varolmasının nedeni öğrencinin bizzat kendisidir.

 

Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programları:

 

            Psikolojik danışma ve rehberlik etkinliklerinin programlanmasında temel dayanak öğrencilerin ihtiyaçlarıdır. Tüm öğrenciler; kendilerini anlama, okula uyum gösterme, bugünkü ve gelecekteki durumlara kendilerini hazırlama, gizli güçlerini olabildiğince gerçekleştirmeye yoğun gereksinim duyarlar. Bunları da kendi özelliklerine uygun biçimde giderme ihtiyacındadırlar. Bu gereksinimleri karşılayacak etkinlikler için okullarda gerçekçi, esnek ve etkili programlar oluşturmak, bunlar için en uygun ortamları hazırlamak gereklidir. Programların yapısı ve içeriği, okulun ve özellikle öğrencilerin ihtiyaçlarına göre belirleneceğinden, okuldan okula, dolayısıyla da programdan programa farklılıklar gösterebilir.

 

            Öğrencinin ihtiyaçlarını, gelişmesini, benlik ve durum ilişkilerinde uyumunu merkeze alarak yürütülen psikolojik danışma ve rehberlik etkinliklerinin sağladıklarını, öğretimdeki gibi sayısal derecelerle ortaya koyma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü öğretimde hedeflerden biri belli bir bilgi veya davranıştır. Dolayısıyla bu bilgi veya davranışa öğrencinin ne kadar malik olduğunu, yine sözkonusu bilgi ve davranışı ölçütlendirerek belirlemek mümkündür. Oysa rehberlik etkinliklerinde hedef direkt olarak bireydir; bireyin kendini gerçekleştirmesidir ve bunun ölçütünü de alanın ilkeleri gereği bireyin kendi özgür seçimleriyle kendinin belirlemesi gereklidir.

 

            Okullardaki rehberlik etkinliklerinin programlanmasında ve uygulamalarında aşağıdaki temel "kabuller" geçerlidir:

 

            a) Rehberlik uygulamalarının birbirini izleyen dizilerinde, öğrencilerin, kendilerinin benlik ve durumlar arası ilişkilere dayalı ihtiyaçlarını ve sorunlarını anlamaları gelişecektir.

 

            b) Bur sınıfın grup etkinliklerinden "bilgi ve bilginin paylaşımı"na dayalı olanlar, öğretmen tarafından yapılabilecektir.

 

            c) Öğretmenler, kendilerince yürütülecek etkinlikler için yetiştirileceklerdir.

 

            d) Rehber öğretmen (psikolojik danışma) sınıfa veya gruba, özel rehberlik toplantılarında ve uygulamaların alana özgü teknik ve yöntemleri gerektirdiği durumlarda girecektir.

 

            e) Rehber öğretmen (psikolojik danışma) ve öğretmenler, öğrencilerin gelişimlerini izleme ve değerlendirme işlemlerini sağlayacaklardır.

 

BİREYİ TANIMA

 

            Bireyi tanıma genellikle onu biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutlarda sürekli gelişen, değişen ve kendine özgü özellikleri, gereksinimleri olan bir varlık olarak anlamayı, onun davranışlarını belirli durumlarda ve sınırlılıkta kestirebilmeyi kapsar. Öğrenciyi tanımanın en önemli boyutu, öğrencinin kendini tanımasını, anlamasını sağlamaktır. Öğrenciyi bir birey olarak tanıma; rehberlik hizmetleri genelinde başlı başına bir hizmet türünden ziyade, ona eğitsel, mesleki ve kişisel rehberlik hizmetlerini sunabilmek için gerekli önemli ve temel öğelerden biri olarak ele alınmalıdır. Öğrenciyi tanımadan ona yukarıda sözü edilen eğitsel, mesleki ve kişisel rehberlik hizmetlerini sunmak olası görülmemektedir.

 

            Öğrencilerin yaş gibi bazı benzer özellilerinden dolayı bu hizmetler onlara grup halinde sunulabilir olmakla birlikte, o grubun içindekilerin farklı bireysel özellikleri ve gelişimsel süreçlerinin her bir öğrenci için değerlendirilmesi, yine öğrenciyi tanımaya ilişkin temel adımların atılmasını gerektirmektedir. Çünkü bu tür grup uygulamalarının sonucunda ortaya çıkacak kararlar, her koşulda öğrencilerin yaşamlarını etkileyecektir.

 

            Okuldaki psikolojik danışma ve rehberlik etkinlikleri, öğrencinin tanınması ölçüsünde anlamlıdır. Tanım da öğrenciyle bir şekilde birlikte bilgi toplamak, bu bilgileri sistemli bir şekilde değerlendirmek esastır. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, öğrencinin bu çalışmanın tam olarak içinde olması gerektiğidir.

 

            Öğrenciyi tanımaya yönelik birçok teknik mevcuttur ve gerekli bilgileri öğrencinin kendisinden ve çevresinden toplamak mümkündür. Bunlar öğrencinin notları, öğretmen gözlemleri, psikolojik ölçme araçlarının değerlendirilmesinden elde edilen bilgiler, psikolojik danışma görüşmeleri, doğrudan öğrenciyi tanımaya yönelik sistemli görüşmeler vb.'dir.

 

            Sözkonusu tekniklerden anlaşılacağı gibi, bunların bazıları öğrenciyi test türü bir uygulamaya tabi tutmayı içermektedir. Bu noktada günümüzde mevcut ve giderek yaygınlaşan yanlış bir konu bulunmaktadır. Bu tür uygulamalar "ölçme" boyutuna ilişkindir ve öğrencinin tanınmak istenilen yönüyle ilgili veri toplamaya yardımcı olmalıdır. Çünkü tanımada temel amaç öğrencinin bütün olarak değerlendirilmesidir.

 

            Öğrenciyi tanımada ölçme ve değerlendirme, belli noktalardaki kısa dönemli kararlarla sınırlı ve zorunlu bir yöneltme olmamalıdır. Bir sürece hizmet etmelidir. Süreç içinde doğrudan gözlem, eğitsel uygulamalar, öğrenciler, öğretmen ve danışmanlar arasında görüşmeler, aile katılımı, öğrencilerin yaptıkları etkinlikler, öğrenci dosyaları, öğrencilerin özelliklerine ilişkin elde edilen veriler birlikte ele alınır.

 

            Ölçme ve değerlendirme eğitimin önemli boyutlarından biridir ve "puanla" sınırlandırılamaz. Puan esas alındığında eğitim sürecinin pek çok alt boyutu da gözardı edilmiş olur. Böyle bir anlayışla eğitim adeta amaç, öğrenci "araç" konumuna sokulmaktadır. Bu nokta eğitim sistemimizde genellikle gözardı edilen önemli sorunlardan biridir.

 

geri

anasayfa