3-18 YAŞ GRUBUNDAKİ DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE/AŞIRI HAREKETLİLİK BOZUKLUĞU OLAN (DEHB) ÇOCUKLARIN EĞİTİMLERİ PROJESİ
Sosyal
yapıda ortaya çıkan gelişmeler, sosyal ilişkileri değiştirerek, eğitim alanında
öğrenci merkezli yaklaşımları ve uygulamaları gündeme getirmiştir.
Eğitim-öğretim ortamlarının ve imkanlarının kişisel özellikleri dikkate alarak
yapılandırılması, öğrenci kişilik hizmetlerinin de ön plana çıkmasında etkili
olmuştur. Bu bağlamda da özür veya özelliği olan öğrencilerin eğitim-öğretim
etkinliklerinden en üst düzeyde yararlanarak sosyal yapıyla bütünleşmeleri
gerekmektedir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/Aşırı Hareketlilik Bozukluğu
(DEHB) olan öğrencilerin de eğitim imkanlarından en üst düzeyde
yararlanabilmesi ve sosyalleşebilmeleri için DEHB olan çocukların eğitim
projesinin hazırlanmasına ihtiyaç duyulmuştur.
DİKKAT
EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE/AŞIRI HAREKETLİLİK BOZUKLUĞUNUN TANIMI VE
ÖZELLİKLERİ
Dikkat eksikliği
hiperaktivite/aşırı hareketlilik bozukluğu, çocuğun “yaşına ve gelişim düzeyine
uygun olmayan aşırı hareketlilik, ataklık ve dikkat sorunları” olarak
tanımlanmaktadır(APA, 1994).
DEHB’nin sıklığı DSM IV
(Köroğlu, 1994)’ün verilerine göre toplumda %3-5 arasında, erkek çocuklarda
kızlara oranla 3 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. DEHB’nin nedenleri
tam olarak bilinmese de psiko-sosyal ve biyolojik faktörlerin etkili olduğu
tespit edilmiştir.
Gerek
halk arasında gerek tıbbi çevrelerde DEHB’nin yaş ilerledikçe kendiliğinden
azalacağı ve geçeceğine ilişkin yaygın kanılar bulunmaktadır. Son zamanlarda
yapılan araştırmalar bunun böyle olmadığını, bozukluğun gidişinin farklı
kişilerde farklı seyirler gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu bozuklukta;
hareketlilik çoğunlukla ilk on yıl içerisinde sorun yaratırken yaş ilerledikçe
azalabilmektedir. Ancak dikkat sorunu; okula başlamadan önce fark edilmeyip
önemsiz görülsede, çocuğun okul yaşamına başladığı zamandan itibaren sorun
yaratmaktadır Bunun yanısıra sosyal ve duygusal alanlardaki zorluklar, ilk
çocukluk çağından itibaren değişik sorunlara yol açmakta ve yetişkinlik çağında
daha da etkili olmaktadır. Geç ergenlik ya da yetişkinlik döneminin erken
evrelerinde kişi artık işlevsel olarak bozukluğun belirtilerini ya da bunlara
ilişkin sorunları göstermektedir. Sorunlar ve belirtiler yetişkinlikte de
sürer. Buna ek olarak duygusal ve sosyal sorunlar gözlenir. Bu vakalarda yalnız
belirtiler sürmekle kalmaz, bunlara ciddi psikopatolojilerde eklenir. Alkolizm,
madde bağımlılığı, antisosyal kişilik bozukluğu gibi yakınmalar gözlenir .
DEHB basit, gelip geçici
bir yaramazlık veya dikkat dağınıklığı olarak değerlendirilmemelidir. DEHB
çocuğun erişkin yaşama hazırlanmasında önemli sorunlara yol açabildiği gibi,
çoğunlukla ergenlik ve erişkinliğe kadar devam eden davranış ve dikkat
sorunlarına neden olmakta, olguların yaklaşık 1/3’ünde başka psikiyatrik
bozuklukların (okul sorunları ve öğrenme bozuklukları, karşıt olma, karşıt
gelme bozuklukları, davranım bozukluğu, depresyon ve kaygı (anksiyete)
bozuklukları, arkadaşlık ilişkilerinde sorunlar, bağlanma bozuklukları, madde
bağımlılığı) eşlik etmesiyle içinden çıkılması güç durumlara yol
açabilmektedir.
DEHB; bireyi,
anne-babasını ve öğretmenini sürekli meşgul eden önemli bir sorun haline
gelmiştir. Bu bozukluğu olan bireyleri; aileleri ve öğretmenleri “kavgacı,
asabi, çabuk düş kırıklığına uğrayıp, sıklıkla ağlayan, hayallere dalan,
başkasının konuşmasını kesen, yaramaz, kurallara uymayan, derslerde eşyalarını
kaybeden çabuk heyecanlanan ve oturduğu yerden sık sık kalkan” olarak
tanımlamaktadır. Bu tür tanımlamalar,
çocuğun benlik algısının düşürüp, sosyal ilişkilerini ve eğitim sürecini
olumsuz etkilemektedir. Özdoğan (2000: 99)’a göre; ilk çocukluk dönemindeki
anne-babanın eğitim hataları, çocuktan aşırı beklenti, az/yanlış motivasyon,
gelişim krizleri, olumsuz yaşam koşulları, bulunulan ortamdaki olumsuz
yaşantılar, beslenme, anne-babanın çocuklara ayırdıkları zamanın sınırlılığı ve
kitle iletişimi araçlarının etkisi zaman zaman bireylerde DEHB’ye benzer aşırı
hareketlilik ve dikkat toplama zorluklarıyla karıştırılmakta ve
hiperaktivite/aşırı hareketlilik/dikkat dağınıklığı bozukluğu olarak
etiketlendirilmektedir.
DSM IV (Köroğlu, 1994)
’ün Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite/Aşırı Hareketlilik Bozukluğunun
Özellikleri:
a) Dikkatsizlik
Ø Çoğu zaman dikkatini
ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer
etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar,
Ø Çoğu zaman üzerine
aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır,
Ø Doğrudan kendisine
konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür,
Ø Çoğu zaman yönergeleri
izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini
tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı
değildir),
Ø Çoğu zaman üzerine
aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker,
Ø Çoğu zaman sürekli
zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda
yer almaya karşı isteksizdir,
Ø Çoğu zaman üzerine
aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örn.
Oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da araç-gereçler),
Ø Çoğu zaman dikkati dış
uyaranlara kolaylıkla dağılır,
Ø Günlük etkinliklerinde
çoğu zaman unutkandır.
b)
Hiperaktivite/Aşırı hareketlilik
Ø Çoğu zaman elleri,
ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur,
Ø Çoğu zaman sınıfta ya da
oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar,
Ø Çoğu zaman uygunsuz olan
durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel
huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir),
Ø Çoğu zaman, sakin bir
biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu
vardır,
Ø Çoğu zaman hareket
halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır,
Ø Çoğu zaman çok konuşur.
c)
Dürtüsellik/Ataklık
Ø Çoğu zaman sorulan
sorunun tamamlanmasını beklemeden cevabını verir,
Ø Çoğu zaman sırasını
bekleme güçlüğü vardır,
Ø Çoğu zaman başkalarının
sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.
DEHB olan öğrenciler
sınıf ortamında; kıpır kıpırdırlar, dersin düzenini bozarlar, tahtada
yazılanları defterlerine geçirmekte güçlük çekerler, defter sayfalarının
yarısını doldururlar, yazıları kötüdür, yazım kurallarına dikkat etmezler,
ödevlerini tamamlamakta sorun yaşarlar. Dikkatsizlikleri sınav başarılarını da
etkiler bu nedenlerden dolayı çocuğun okul başarısında düşme olur, öğrenim
görerek meslek edinme şansı azalır. Oyunlarda sırasını bekleyemezler ve
arkadaşlarıyla sorun yaşarlar. Çoğu kez okul eşyalarını kaybederler. Tehlikeli
olabilecek durumların sonuçlarını düşünmeden hareket edebilirler. Kendisine
söylenenleri dinlemiyormuş izlenimi verirler. Evde sakarlık yapar, ya da hiç
düşünmeden yapılan davranışlar nedeniyle anne-babası ve kardeşleriyle sorun
yaşarlar (Selçuk, 2001).
Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite/aşırı hareketlilik Bozukluğu tanısının konulabilmesi için temel
belirtilerin 7 yaşından önce başlaması, en az iki ortamda görülmesi, (okul ve
evde) ve 6 ay boyunca da devam ediyor olması gerekmektedir. DEHB olan bireyler,
dikkat eksikliği ve aşırı hareketli olanlar, yalnızca dikkat sorunu olanlar ve
aşırı hareketli ataklık sorunu olanlar olarak üç ayrı grupta yer almaktadır. Bu
özellikler bireyler arası farklılık gösterirken, tanıyı alan her çocuğun
sorunları temelde aynıdır(Aysev ve ark. 2000)
MEVCUT DURUM
DEHB olan çocukların zeka
düzeyleri akranlarından farklı olmamasına rağmen bilişsel, duygusal ve
davranışsal alanlarda zorluk yaşamalarından dolayı özel eğitime ihtiyaç
duymaktadırlar.
Ülkemizde DEHB olan
çocukların tıbbî tanısı; çocuk-ergen ruh sağlığı ve hastalıkları kliniğinde
konulmakta ve bu tanıya göre de, Rehberlik ve Araştırma Merkezi
Müdürlüklerinin, özel eğitim hizmetleri bölümünde değerlendirilerek eğitsel
olarak tanılanmaktadır. DEHB olan çocuklar alınan eğitsel tanılama ve yöneltme
kararı sonucunda, gerek görülmesi durumunda kaynaştırma eğitimine tâbi
tutulmaktadırlar.
DEHB; Özel Eğitim Hizmetleri
Yönetmeliğinin 4. maddesinde tanımlanmamış olmasına rağmen aynı yönetmeliğin
73. maddesinin 7. paragrafında “Hiperaktivite/aşırı hareketlilik ve dikkat
eksikliği yetersizliği olan öğrencilerin bu özellikleri göz önüne alınarak kısa
yanıtlı ve az sorulu yazılı sınavlar, ödevler ve projelerle
değerlendirilirler.” ifadesi yer alırken, 10. paragrafta ise “Alınan özel
eğitim önlemlerine rağmen her tür ve kademede bir dersin öğretim programında
başarısız olan öğrenci; diğer derslerdeki ortalamaya bakılarak genel başarı
ortalamasının altında bir not ile değerlendirilmez.” denilmektedir. Bu bağlamda
da DEHB olan öğrencilerin eğitim-öğretimlerindeki özel gereksinimlerinin
karşılanabilmesi ve uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirilebilmesi
için eğitim-öğretim programlarının, öğretmen yaklaşımlarının, öğrenme-öğretme
stratejisi, yöntem ve tekniklerinin, sınıf ortamlarının, sınama durumlarının
yeniden düzenlenmesi gerekmektedir (573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname).
GEREKÇE
Ülkemizde Dikkat
Eksikliği Hiperaktivite/Aşırı Hareketlilik Bozukluğu (DEHB) özellikle son 10
yıl içerisinde önem kazandığı için kitle iletişim araçlarında sıklıkla gündeme
getirilmiştir. Topluma aktarılan bilgilerin yetersizliği ve/veya aktarılış
biçimi DEHB’nin yanlış anlaşılmasına ve değerlendirilmesine neden
olabilmektedir. Genellikle bu bozukluğu olan çocuklar “üstün, çok zeki,
yaramaz” olarak nitelendirilmektedir. Aynı zamanda farklı yetersizliğe sahip
olan bireylerde görülen aşırı hareketlilik durumu da DEHB’deki
hiperaktivite/aşırı hareketlilikle karıştırılabilmektedir.
Ancak bu bozukluğun en temel göstergesi ise çocuğun dikkat
süresinin yaşının ve zekasının gerektirdiğinden daha kısa olmasıdır. Bu
çocukların zekaları normal olduğu halde dikkat problemlerine sahip olmalarından
dolayı okulda öğrenme sorunlarıyla karşılaşmaktadırlar (Öktem,1996).
DEHB (Köroğlu;1994)’nın
görülme sıklığına göre her sınıfta en az bir öğrencinin bulunduğu
düşünüldüğünde ülkemiz genelinde eğitim kurumlarına devam eden 500.000
öğrencinin DEHB’den etkilendiği varsayılmaktadır.
Yukarıda
da belirtildiği üzere, farklı etmenler sonucunda normal okul çağı çocuklarında
ve DEHB’ye bağlı dikkatsizlik ve aşırı hareketlilik belirti ve sorunlarıyla
başetmede kullanılacak yöntem ve tekniklerin “Sınıfiçi Dikkat Toplama Pilot
Çalışmalarıyla” desteklenmesi gerekmektedir.
Bu proje;
koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması
kapsamında, DEHB olan çocukların tanımlanması, erken ve ayırıcı tanısının
konulması ve etkili eğitim-öğretim hizmetlerinin planlanarak, yürütülmesini
sağlayacaktır.
1.
T.C. Anayasanın 42. maddesi,
2.
1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu,
3.
222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu,
4.
4306 Sayılı Kanun,
5.
3797 Sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun,
6. 19.06.1986 tarih 19139 sayılı
3308 Mesleki Eğitim Kanunu
7. 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname,
8. 2000/72 sayılı Özel Eğitim
Uygulamaları Hakkında Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel
Müdürlüğü’nün Genelgesi.
Özel eğitim hizmetlerinin amacı; özel eğitim gerektiren çocukların Türk Millî Eğitiminin genel amaçları ve ilkeleri doğrultusunda, genel ve meslekî eğitim görme haklarını kullanabilmelerinin sağlanmasına yöneliktir.
DEHB olan çocukların eğitimini de kapsayan bu amaca yönelik hizmetleri, ilk elden veren iki ana birim bulunmaktadır.
III-1 Rehberlik ve
Psikolojik Danışma Servisleri
Eğitim kurumları bünyesinde öğrencilere eğitimde psikolojik hizmetleri sağlayan birimlerdir. Genel olarak öğrencinin meslekî rehberlik, eğitsel rehberlik, bireysel danışma, öğrencinin güçlü ve zayıf yönlerini tanıma grup etkinliği konusunda danışma hizmetlerini yürüterek öğrencinin özel gereksinimlerini belirlerler. RPD servisleri işlevleri ve hizmetlerinin içeriği olarak Özel Eğitim, Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ ne, idari olarak da bulundukları eğitim türü ya da kademesinin bağlı olduğu Bakanlık birimlerine bağlıdırlar. Okul rehberlik ve psikolojik danışma servislerinde toplam 7573 rehber öğretmen (danışman/counselor) görev yapmaktadır.
İl ve ilçelerde eğitim kurumlarındaki
rehberlik ve psikolojik danışma ile özel eğitim hizmetlerinin etkin ve verimli
bir şekilde yürütülmesine ilişkin her türlü çalışmaları yerine getiren
merkezlerdir. Rehberlik ve araştırma merkezleri temel iki bölümden oluşur.
Bunlardan birincisi özel eğitim hizmetleri bölümü, diğeri ise rehberlik ve
psikolojik danışma hizmetleri bölümüdür.
III-2-a)
Özel Eğitim Hizmetleri Bölümü;
·
Özel eğitim
gerektiren çocukların tespiti amacıyla yapılacak taramalarda yer alır, bununla
ilgili her türlü özel eğitim hizmetini verir.
·
Zihin, duygu ve
sosyal yönden uyumsuzluk, gelişimdeki gerilik, öğrenme güçlüğü, okul
başarısızlığı, çeşitli bedensel engeller gibi nedenlerle bölüme başvuran
bireyleri kabul eder, dosya açar ve gerekli hizmeti verir.
·
Özel
eğitim kurumları ve kaynaştırma programı uygulayan okulların rehberlik ve
psikolojik danışma hizmetleri servislerine, yönetici ve öğretmenlerine özel
eğitim ile ilgili gerekli destek hizmetlerde bulunur.
·
Merkezin
sorumluluk alanında özel eğitim gerektiren öğrencilerin üst öğrenim kurumları
ve mesleğe yönelmeleri konusunda gerekli çalışmaları yapar ve kurumlar arası
eşgüdümü sağlar.
·
Okul
yönetimleri, sınıf ve branş öğretmenleri ve ailelere yönelik özel eğitim ve
kaynaştırma eğitimiyle ilgili konferans, panel gibi toplantılar ile çeşitli
hizmetiçi eğitim etkinlikleri düzenler. Gerektiğinde üniversite ve ilgili
kuruluşlarla işbirliği yapar.
·
Hizmet
verilen bireylerle ilgili olarak merkez dışına verilecek bilgilerde kişiyi ve
aileyi olumsuz etkileyebilecek yaklaşımlardan kaçınır.
·
Bölümün
etkinliklerinde kullanılacak psikolojik ölçme araçları ile diğer araç ve
tekniklerin belirlenmesi ve sağlanması için yapılacak çalışmaları planlar,
yürütür ve sonuçlandırır.
·
Özel
eğitim gerektiren çocukların kendilerine, ailelerine ve eğitim kurumlarına
yönelik, onların gelişimlerini destekleyecek yayınlar hazırlar ve ilgililere
ulaştırır.
·
Özel
eğitime gereksinimi olan çocukların ve öğrencilerin eğitsel tanılama,
değerlendirme ile yerleştirilmelerini sağlar ve eğitimde yöneltmeyi yapar ve
kaynaştırma eğitiminde öğretmen ve okullara müşavirlik desteğinin verilmesi
gibi hizmetleri yürütür.
Temel olarak RAM’ nin görev
bölgesindeki okulların eğitsel, mesleki ve bireysel rehberlik hizmetlerinde
bütünlük sağlanması, geliştirme, yayın ve hizmetiçi eğitim olarak okulların
desteklenmesi, merkezi programlar ve esasları da dikkate alarak bölgenin
gereksinimlerine göre çerçeve rehberlik programlarının hazırlanması gibi
hizmetleri yürütür.
İl/ilçe milli eğitim müdürlüklerinde
özel eğitim ile rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini ilde/ilçede
yönetiminden sorumlu olan bir şube oluşturulmakta ve hizmetler bu şubenin
koordinasyon ve organizasyonu ile yürütülmektedir.
12.05.1992
tarih ve 21226 sayılı Resmî Gazete’de Yayınlanan 3797 sayılı Millî Eğitim
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 23. maddesinde belirtilen
görevleri yerine getirir.
IV-1) DEHB olan çocukların eğitim gördükleri
her tür ve kademeye göre uygun eğitim modellerinin oluşturulmamış olması,